
Bir çatı kurulur evlilikle insanların hayatına. Elbet makbul olanı temeli de olan bir çatı. Kendine özgü bir hayat oluşur içinde ne de olsa iki farklı insan, iki farklı geçmiş ve karakterler.
Birliktelik oluşturulduğu, çatının ortak bir yapı olduğu zamanla dikkatlerden kaçar ve bireysellik alır başını yürür. Herkes kendi bulunduğu yerden bakmayı, görmeyi ve değerlendirmeyi sürdürmek ister. Her durumda haklı olmayı, kendisinin en iyisini ve doğrusunu düşündüğünü “bilir” çünkü.
Kendisi “en iyi” ve “en doğru” olunca diğer tarafa da yanlışlarda olmak düşer ve bir çatışma ortamı kendini göstermeye ve dahası giderek daha çok hissettirmeye başlar. Eleştiriler ve yargılamalar her ilişkinin temelini sarsan baş aktörlerdir her zaman. Kişiyi zayıflatmayı hedefler, görünürde “daha iyi olması için” uyarılarmış gibi bir niyetle ortaya konsa da. Yaptığı şey zayıflatmaktır; maruz kalan kişiyi ve ilişkiyi.
Oysa ki denge ister evlilik çatısı. Öyle bir çatı ki; kuş kanadından.
Daha iyi olmasını istiyorsan her şeyin öncelikle kendi kanadını güçlendirmelisin, istediğin kadar hem de. Neyse olmasını istediğin öncelikle sen koymalısın ortaya var gücünle. Senin kanadın güçlü olunca, kanadın diğer yarısı da dengeyi korumak için o denli güçlendirecektir kendini. Hiçbir erkek ya da kadın “daha güçlü” kanat karşısında “zayıf kanat” olmayı seçmez. Yediremez bunu kendine. Bir yanı kartal kanadıyken diğeri istemez serçe kanadı kalmayı.
Madem ki bir denge olmalı bu çatıda kuş kanadından, her iki kanat da aynı güçte olmalı ki uçabilsin sonsuzluklara. Aksi halde zayıf kalmayı seçen alır çöken çatının sorumluluğunu. Uçamadığı gibi bir kanadı kırık kuşun.
Mevlana’nın dediği gibi; “Bir çift ayakkabı evlilik, bir teki sıkarsa ayağı diğer teki de işe yaramaz.”
Sevginiz her daim yükseltsin enerjinizi…
Sevgiyle kalın…
Yasemin ÖZKUL AYDIN