Ana Sayfa / Makaleler / İçimizdeki Kilitler

İçimizdeki Kilitler

Kendine hep dışarıdan bakıyorsun ya, sabah kalktığında aynada gördüğün. Ya da birileri senin hakkında bir şeyler söylerken ifadeleri nasıl göründüğüne dair. Her zaman ilgilendiğin dışarıdan görünen sen olsan da, aslında içerideki sen dışarı yansıyan.

Enerjin hangi frekanstaysa içeride, dışarıya akseden de aynı.

Çoğu zaman tutarız içimizde gerekli midir yoksa gereksiz mi ayırımı yapmadan. Birisinin yaptığı bir davranış canını mı sıktı? İşlerin beklediğin gibi ilerlemiyor mu? Ödemelerin var ve denkleştirmek canını mı sıkıyor? Çocukların eğitimi için vereceğin kararlar endişelendiriyor mu? Patron ya da amirine mi köpürüyorsun? Daha ne kadar çok şey var günlük yaşamda canımızı sıkanlar kervanına katılabilen…

Nasıl tavır sergiliyoruz peki bu durumlar karşısında? Eylemsel olarak bir şeyler yapma gayretinde olsak da bir miktar, ki bu miktar genelde ayarlanamaz, can sıkıntısını içimizde bir yerlerde depolarız. “Canımızı sıkan şeyler” kutusuna yeni ilaveler yaparız her gün.

İşte bu “kutuya” attıklarımız aslında bedenimizde oluşmasına izin verdiğimiz duygusal blokajlar. Bedenimizin bir yerlerinde duyguları düğüm hatta kör düğüm haline getirir ve bırakırız. Bu düğümlerin olduğu nokta ya da alanlarda enerji akışını keseriz. Aynen bir hortumu kıvırıp düğümlediğimizde içinden su akışını engellediğimiz gibi.

Enerjinin sürekli ve düzenli biçimde akmadığı noktalar, bedenimizde hastalığın oluşmaya başladığı noktalardır. İçimize attığımız, biriktirdiğimiz, görmezden geldiğimiz, baskıladığımız, üstünü örttüğümüz her bir duygu, kilit altına aldığımız duygudur. Oysa ki duygular özünde enerjidir. Kendine ait bir döngüsü vardır ve normal seyrinde tamamlanması gereken döngülerdir bunlar.  Tamamlanmadan bir noktada keserseniz bu döngüyü, duygusal blokaj oluşturursunuz. Bedenin bir yerinde kilit altına alırsınız diğer bir ifadeyle.

Özü enerji olan duygu akışkan olmak ister. Kesip, kilitleyip bir kenarda tutacağınız katı bir madde değildir çünkü.

Doğal döngüsünü tamamlamasına izin vermediğiniz her duygu, sizin için yeni bir hastalık ya da tekrarlanan bir hastalıktır.

Şimdi burada durup bir bak derim kendine. Ama hep aynada baktığın gibi değil. İçerden bak. Neleri kilitledin içinde bugüne dek? Hangi derinliklerine neleri attın bedeninin ve unuttuğunu zannettin orada? Kaç kez yaptın dersin bunu bu yaşına kadar?

Şu ana kadar yaptığının ne olduğunu, kendine nasıl zarar verdiğini bilemedin belki. Şimdi bir şeyleri değiştirmeye ne dersin?

Yapman gereken, her şeyi içinde kilitlemekten vazgeçip, içinde bulunduğun tatsız durumun çözümü için neler yapılmasının mümkün olduğunu aklı selim düşünüp, iç sesine kulak verip eyleme geçmek. Elinden gelenin en iyisini yap çözmek için. Yapabildiklerini kabul et, elbette değiştiremeyeceklerini de! Kabul etmek her zaman onaylamak değildir, karıştırma birbirine.

Sağlıklı olmak ya da duygularını kilit altına alarak hastalanmayı seçmek senin seçimin. Unutma! Bunu duymak hoşuna gitmese de durum bu.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın. Şifa yaşamınızın her alanında gerçeğiniz olsun.

Yasemin ÖZKUL AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top