Bir bakışta gücü hissetmek… güçlü olduğunu anlamak taşıyanda.
Farklı bir duruş verir “güç” taşımak. Hissettirir de etkilediği alanda kendini, geniştir de etki alanı.
Nedir sence etkileyen, kişide “güç” dediğin şeyin varlığını hissettiren?
Duruştur elbet, onu taşıma yeteneğidir. Peki o duruştaki farklılığı sağlayan şey nedir?
Hani hem beden dilinde okuduğun, hem ifade ettiği sözleriyle anlamını verdiğin, hem de içsel bir kavrayışla varlığından emin olduğun.
Nasıl bir şeydir böyle her durumda varlığını gösteren?
Bana göre en derinden hissettirdiğine göre zaten derinden gelen bir şeydir. Sadece görüntüden ibaret değil, söylenen sözlerden de! Boş konuşan kimseye “güçlü” vasfını yakıştıramazsın, zorlasan da kendini. Her bir davranışın, ifadenin, temsilin özünde var olan duygudur. Duygu boyutunda gerçek anlamda yerini bulur derinlikte sağlam karakter, sahip olduğu saygın değerler temelinde oluşmuş karakter “güç” ifadesidir işte.
Kendinden emin, sağlam… Kanatlarını bir açtığında sanki tüm dünyayı himayesine alacak kadar. Sözünde verdiği güvenle… Olmasa da kanatları, gölgesini ve himayesini hissettirecek kadar.
Neymiş demek ki; güçlü olmak özündeki değerlerin ve duruşundaki asaletin ile bütün olmak, kendinin farkında olup; neyi değiştirmeli, neyi daha sağlam kılmalı kararını net biçimde verip, eyleme geçmek. Önce kendine ve sonrada diğerlerine saygıda kusur etmemek…
Ne kadar yüksekte olduğunu bilsen de! Başın dönmeden….
İçindeki “güç”e sahip olmak isteyene…
Yasemin ÖZKUL AYDIN
