Hep deriz ya karar verirken sadece bilgine değil aynı zamanda iç sesine de kulak ver, yüreğinden, zihninden geçen neler var, bir an dur, dinle! Bakalım ne ses veriyor. Asıl gizli ve önemli mesajlar buradan gelir.
Bilgiye herkes sahip olabilir. Aynı kitabı okuyan, aynı dersi aynı kişiden öğrenenlerin tümü aynı bilgiye sahip olabilir. O bilgiyi sana ait kılan, iç sesini dinleyerek kattığın anlamlardır, algılarınla birlikte yaptığın yorumlardır.
İşte bundan sonra aktardığın bilgiler sana ait olur, senden bir şeyler olur.
“İç sesini dinle, zihninden geçenleri fark et” deriz ama bu tabii ki normal koşullarda olmasını istediğimizdir.
Zaman zaman duygusal anlamda baskı altındaysanız, duygularınızı olduğu gibi fark edemezsiniz. Yaşadığınız sürçler sizi zorluyorsa ve bir ya da birkaç köşede sıkışmış durumdaysanız; zihniniz size her zaman doğru çıkış yolunu gösteremeyebilir. Çünkü o an ki hisleriniz doğruyu bulma yönünde değil, sadece “haklı çıkma” ve “kaçma” eylemlerine, durumlarına odaklıdır. Ama bu her zaman haklı olacaksınız anlamına gelmez.
Egonuz devrededir. Hani o yükseklerden uçan, kendisini hep üstün gören. Ben yaptım oldu. Ben yaparım olur diyen. Her şeyi sahiplenip, hepsi benim ne istersem o diyen.
İşte bu tehlikeli durum.
Sakın ola böyle bir anda zihninizi de iç sesinizi de dinlemeyin. Doğru neyse onu bulun. Kendinizi “ben ne yaparsam doğru yaparım, en iyiyi ben bilirim, herkes de bana inanır, peşimden gelir” algılarından uzak tutun. O an’lık duygu ve düşüncelerle karar vermeyin ve hedeflerinize, değerlerinize, sizi siz yapan doğrularınıza başvurun, kulak verin… İçinde bulunduğunuz durumu kabullenip, “olması gerekenin olmasına” izin verin, olmasını istediğinize değil. … Yol açın…
Nitekim örneğe ihtiyacınız varsa, biraz etrafınıza bakın…
Unutmayın, Zihin de bazen yanıltır…
Yasemin ÖZKUL AYDIN